10-16 Mayıs Engelliler Haftası, yalnızca takvimde yer alan bir farkındalık dönemi değildir. Aslında, toplumun vicdanını, adalet anlayışını ve birlikte yaşama kültürünü yeniden düşünmesi için önemli bir hatırlatmadır. Bu hafta, engelli bireylerin yaşamın her alanında karşılaştıkları görünür ve görünmeyen engelleri daha iyi anlamak, daha kapsayıcı ve daha adil bir gelecek inşa etmek adına güçlü bir çağrıdır.
%55 oranında fiziksel engelli bir birey olarak özellikle vurgulamak isterim ki; Engelli bireyler toplumun kenarında değil, tam merkezinde yer almalıdır. Eğitimde, istihdamda, kamuda ve özel sektörde aktif şekilde var olabilmeleri bir lütuftan çok temel bir insan hakkıdır. Gerçek eşitlik, herkesin aynı noktadan başlaması değil, herkesin potansiyeline göre desteklenerek hayata eşit şekilde katılabilmesidir.
Bu noktada, hayat hikayesiyle milyonlara ilham olan Millet Vekili / Dünya Barış Elçisi Av. Serkan Bayram önemli bir örnektir. “Buğday Tanesi” filmi, yalnızca bir yaşam mücadelesini anlatmakla kalmaz. Aynı zamanda imkansız denilenin, inanç ve azimle nasıl mümkün olabileceğin de gösterir. Onun hikayesi, engelin bedende değil, çoğu zaman zihinlerde başladığını ve kararlılıkla aşılabileceğini güçlü bir şekilde ortaya koymaktadır. “Buğday Tanesi” bu yönüyle yalnızca bir film değil, aynı zamanda toplumsal hafızada yer etmesi gereken bir farkındalık çağrısıdır.
Ayrıca film, taşıdığı anlamlı mesaj ve toplumsal katkı nedeniyle birçok ödüle layık görülmüş, ulusal ve uluslararası platformlarda büyük takdir toplamıştır. Bu nedenle özellikle gençler, eğitimciler ve aileler başta olmak üzere toplumun her kesiminin bu filmi mutlaka izlemesi gerektiği düşünülmektedir. Çünkü “Buğday Tanesi”, izleyen herkese umut, empati ve mücadele azmi aşılayan çok değerli bir eserdir.
Engelli bireylerin karşılaştığı en önemli sorunlardan biri de “görünmeyen engellerdir”. Akran zorbalığı, dışlanma, küçümsenme ve ötekileştirilme gibi davranışlardır. Çoğu zaman fiziksel engellerden bile daha derin izler bırakabilmektedir. Bu nedenle eğitim ortamlarında yalnızca akademik başarıya değil, aynı zamanda insan onurunu koruyan, kapsayıcı ve empati temelli bir sosyal iklimin oluşturulmasına da öncelik verilmelidir.
Engelleri kaldıran şey yalnızca rampalar, asansörler ya da fiziksel düzenlemeler değildir. Asıl dönüşüm zihniyette başlar. Empati, anlayış ve birlikte yaşama kültürü güçlendikçe, engelli bireylerin üretkenliği, yetenekleri ve topluma katkıları çok daha görünür hale gelir. Bu da toplumu daha adil, daha güçlü ve daha dayanışmacı bir yapıya dönüştürür.
Bu çerçevede, devletimizin son yıllarda engelli bireylerin eğitim, sağlık ve sosyal hayata katılımını artırmaya yönelik attığı adımlar da çok önemlidir. Engelli istihdamı, evde bakım destekleri ve erişilebilirlik düzenlemeleri gibi politikalar ve hatta yakında oluşturulması düşünülen Engelli Bakanlığı’nda hayta geçirilmesi gibi kapsayıcı bir toplum hedefinin güçlenmesine katkı sunmaktadır. Bu yaklaşımın daha da geliştirilmesi ise ortak bir toplumsal sorumluluktur.
Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de engellilik bir eksiklik değil, insanın farklılığı ve hayatın bir gerçeği olarak ele alınır. Asıl üstünlüğün fiziksel özelliklerde olmadığı, ahlakta, sabırda, merhamette ve takvada olduğu defaten vurgulanmaktadır. Görme engelli sahabe Abdullah bin Ümmü Mektum ile ilgili ayetler de engelli bireylerin toplumda değerli ve saygın bir yere sahip olduğunu açıkça göstermektedir.
Hatta İslam tarihinde Abdullah bin Ümmü Mektum’un hayatı da engelli bireylere verilen değerin en güzel örneklerinden biridir. Peygamber Efendimiz, seferlere çıktığında Medine’de yerine onu vekil bırakmış, namaz kıldırma görevini kendisine emanet etmiştir. Efendimizin onu her gördüğünde, “Kendisinden dolayı Rabbimin beni uyardığı kişiye merhaba” diyerek gönlünü alması ise; engelli bireylerin dışlanmaması gerektiğini, aksine sevgi, saygı ve değerle toplumun merkezinde yer almaları gerektiğini gösteren çok anlamlı bir örnektir.
Bu anlayış da engelli bireylerin sosyal hayattan dışlanmamasını aksine eğitimde, istihdamda ve toplumsal yaşamın her alanında aktif şekilde desteklenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Unutulmamalıdır ki engelli bireylerin başaramayacağı hiçbir iş yoktur. Yeter ki fırsat verilsin, alan açılıp destek olunsun. Tarih boyunca ve günümüzde pek çok engelli birey, azmi ve çalışkanlığıyla hem ülkesine hem insanlığa değer katmıştır.
Ayrıca, hepimiz birer engelli adayıyız ve engelli bireylerin hayatın her alanında eşit, saygın ve aktif şekilde yer alabildiği bir toplum, gerçek medeniyetin en güçlü göstergesidir.
Cumhurbaşkanı’mızın da sıkça vurguladığı gibi sosyal devlet anlayışı, toplumun hiçbir kesimini geride bırakmadan herkesin eğitim, istihdam ve sosyal hayata eşit şekilde katılmasını hedefler. Bu anlayış engelli bireylerin de hayatın her alanında güçlü, üretken ve eşit bireyler olarak yer almasının temelini oluşturur.
Bu vesileyle aynı mücadeleyi paylaştığım engelli kardeşlerimin 10-16 Mayıs Engelliler Haftası’nı saygı, dayanışma ve umut duygularıyla selamlıyor, daha erişilebilir, daha kapsayıcı ve herkes için eşit fırsatların olduğu bir gelecek temenni ediyorum.
*
Prof. Dr. Çağrı Özgür ÖZKAN





Büyükşehir’den Çocuklar İçin İlham Veren Etkinlik.


Büyükşehir’den Çocuklar İçin İlham Veren Etkinlik.
Göksun’da Nöbetçi Eczaneler/15 Mayıs 2026 Cuma
“GÜÇLÜ TÜRKİYE’NİN TEMELİ ÜRETEN ÇİFTÇİMİZDİR”
GÖKSUN’DA GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TARIM SERGİSİ AÇILDI.
GÖKSUN MYO ÖĞRENCİLERİNDEN KÖYÜN HAYAT KAYNAKLARINA ÖRNEK DESTEK!
Büyükşehir’le Yavuz Selim Mahallesi’nde Konforlu Ulaşım Dönemi.
Göksun’da Nöbetçi Eczaneler/13 Mayıs 2026 Çarşamba