Reklam
Reklam

Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

Reklam

EN TEHLİKELİLER KALE’NİN İÇİNDEKİLERDİR…!

Reklam
ChatGPT Image 2 Eyl 2026 13_55_02
Reklam

Değerli, inançlı, vatanını ve ülkesini seven kardeşlerim!

Zaman zaman içimizden bazı kişilerin, “Ülkemiz savaşa girerse ben karşı tarafta olurum.” dediğini duyuyoruz.

Bu anlayışın toplumun hemen her kesiminde ve alanında karşımıza çıkabildiğini görüyoruz: Siyasette, sanat dünyasında, sivil toplum kuruluşlarında, sporda, iş dünyasında ve daha birçok alanda…

Ancak asıl tehlike yalnızca siyasî veya ekonomik alanlarla sınırlı değildir. Kültür emperyalizmi yoluyla gençlerimizin millî ve manevî değerlerinden uzaklaştırılması, çok daha derin ve uzun vadeli bir tehdit oluşturmaktadır.

Kalenin dışındaki düşmanla mücadele etmek, çoğu zaman daha kolaydır. Çünkü dışarıdaki düşmanın kim olduğu bellidir. Asıl tehlikeli olan ise kalenin içine giren, içeriden gedikler açan ve kaleyi kendi içinden zayıflatan anlayışlardır.

Bu nedenle vatanı için gerektiğinde mücadele edecek, gerektiğinde canını ortaya koyabilecek nesiller yetiştirecek olan aile yapımızı ve gençlerimizin değer dünyasını korumak zorundayız.

Bugün aile kavramına bakışımızdan evlilik anlayışımıza, giyim kuşamımızdan düşünce dünyamıza kadar birçok alanda önemli değişimler yaşanıyor. Batı kültürünün etkisiyle ortaya çıkan bazı anlayışlar, kendi millî ve manevî değerlerimizle çatışabiliyor.

Bizi asıl düşündürmesi gereken nokta da budur.

Fakat burada bir gerçeği de kabul etmeliyiz: Yaşanan değişimlerin tamamını dışarıdan gelen etkilere bağlamak doğru değildir. Kendi içimizdeki bazı yanlışlar, ihmaller, ilgisizlikler ve sessizlikler de bu sürecin hızlanmasına zemin hazırlamaktadır.

Muhafazakâr olduğunu ifade eden insanların bile zaman zaman bu meseleler karşısında sessiz kalması, üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur.

Kime ne diyeyim?

Birçok toplum, kendi geleneklerini, tarihini ve kültürünü gelecek nesillere aktarmaya büyük önem veriyor. Biz ise zaman zaman kendi geçmişimizle bağlarımızı zayıflatıyor; atalarımızı, tarihimizi ve kültürel mirasımızı bütünüyle değersizleştiren yaklaşımlara kapı aralayabiliyoruz.

Oysa geçmişimizi eleştirmek başka, geçmişimizden nefret etmek başkadır.

Elbette tarihimizdeki yanlışları görmeli, hatalarımızdan ders çıkarmalıyız. Fakat bunu yaparken tarihimizle ve kültürel hafızamızla bağımızı koparmamalıyız.

Çünkü köklerinden kopan bir toplum, geleceğini sağlam temeller üzerine inşa etmekte zorlanır.

Bizim yapmamız gereken, öncelikle kendi toplumumuzun birlik ve bütünlüğünü güçlendirmektir.

Öz benliğini ve kimliğini kaybetmeyen, geçmişini bilen, bugününü doğru değerlendiren ve geleceğe güvenle bakabilen bir gençlik yetiştirmek bunun için son derece önemlidir.

Nasıl bir gençlik istiyoruz?

Millî ve manevî değerlere bağlı;

Helali ve haramı gözeten;

Vatanın, milletin ve şehitliğin anlamını bilen;

Ailesine, milletine ve bütün insanlığa karşı sorumluluk taşıyan;

İlim ve irfan sahibi;

Çalışkan, dürüst, adaletli ve merhametli;

Kendi kültürünü ve tarihini bilen, fakat başka kültürlere karşı düşmanlık beslemeyen;

Farklılıkları bir tehdit değil, insanlığın doğal zenginliklerinden biri olarak görebilen bir gençlik…

İşte böyle bir nesil yetiştirmeliyiz.

Mesele yalnızca gençlerin nasıl giyindiği değildir.

Asıl mesele; neye inandıkları, neyi değerli gördükleri, nasıl düşündükleri, hangi ideallerin peşinden gittikleri ve hayatlarını hangi ilkeler üzerine kurduklarıdır.

Çünkü insanı yalnızca dış görünüşü değil, sahip olduğu değerler ve davranışları tanımlar.

Müslüman olduğumuzu unutmayalım.

Görevimiz; Allah’ın emirlerine uygun yaşamaya çalışmak, iyiliği çoğaltmak, adaleti gözetmek, kul hakkına dikkat etmek ve insanlara güzel örnek olmaktır.

İslam’ın temelinde adalet, merhamet, hakkaniyet ve insan onuruna saygı vardır.

Öyleyse Müslüman’ca yaşayalım.

Birbirimizi sevelim.

Birbirimize yardım edelim.

Birbirimizin hakkını ve hukukunu gözetelim.

Birlik içinde olalım.

Çünkü bizi birbirimizden ayırmak isteyenlerin kullanabileceği en büyük zayıflık, kendi içimizde oluşturduğumuz ayrılıklardır.

Mezhep, ırk, etnik köken, dil veya farklı siyasî görüşler üzerinden birbirimize düşman edildiğimiz zaman, kazanan biz olmayız; hepimiz kaybederiz.

“Böl, parçala, yönet.” anlayışının tarih boyunca farklı biçimlerde kullanıldığı bilinen bir gerçektir. Bu nedenle birlik ve beraberliğimizi korumak zorundayız.

Fakat birlik, farklılıklarımızı yok etmek anlamına gelmez.

Birlik; farklılıklarımızla birlikte ortak değerler etrafında yaşayabilmek, birbirimizin hakkına ve hukukuna saygı gösterebilmek ve aynı vatanın insanları olduğumuzu unutmamaktır.

Tarih boyunca “Hilal ile Haç arasındaki mücadele” şeklinde anlatılan çatışmalar, günümüzde de farklı yorumlarla gündeme getirilebilmektedir.

Kısacası herkes, hayat karşısında hangi değerlerin yanında durduğunu düşünmelidir.

Birbirimizi ötekileştirmeden, değerlerimizi kaybetmeden, aklımızı ve vicdanımızı koruyarak geleceğe yürümek…

Unutmayalım:

Kalenin dışındaki düşman görülebilir.

Fakat kalenin içindeki çatlaklar fark edilmezse, en sağlam surlar bile zamanla yıkılabilir.

Bu yüzden hem kalemizi hem de kalenin içindeki değerlerimizi koruyalım.

Ailemizi koruyalım.

Gençlerimize sahip çıkalım.

Tarihimizle bağımızı koparmayalım.

Millî ve manevî değerlerimizi yaşatalım.

Ama bunu yaparken adaletten, merhametten, akıldan ve insan onuruna saygıdan da ayrılmayalım.

Çünkü güçlü bir toplum; yalnızca dışarıya karşı duran değil, kendi içinde adaleti, sevgiyi, güveni ve kardeşliği yaşatabilen toplumdur.

Allah’ım!

Bizi doğru yoldan ayırma.

Bize hakikatin yanında durmayı nasip eyle.

Bizi zulme ortak olmaktan, haksızlık etmekten ve haksızlığa sessiz kalmaktan koru.

Kalplerimize merhamet, akıllarımıza hikmet, sözlerimize doğruluk ve davranışlarımıza adalet ver.

Bizi birbirimize düşman olmaktan koru.

Ülkemizin ve milletimizin birlik ve beraberliğini daim eyle.

Gençlerimizi ilim, irfan, ahlak ve erdem sahibi eyle.

*

MEHMET GÖREN

Reklam

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?