Reklam
Reklam

Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

Reklam
  • ANASAYFA
  • GÖKSUN
  • Şükür ile Hırs Arasında: Beterin Betere Teğet Geçtiği Hayatlar.

Şükür ile Hırs Arasında: Beterin Betere Teğet Geçtiği Hayatlar.

Reklam
sade-arka-plan-14yı
Reklam

​Akşamın alaca karanlığı şehre çökerken, günün tüm yükünü omuzlarında taşıyan ağır adımlarla eve dönmek... Kimileri için bu, günün bitişine dair sıradan bir yorgunluk; kimileri içinse zihnin kapağını açan, insanı kendi iç sesiyle baş başa bırakan sessiz bir terapi seansı.

​İşte tam da o adımların ritminde kendimize fısıldadığımız o kadar çok şey var ki... Bazen kırgınlıklar, bazen hayaller, bazen de hevesler... Mesele sadece "Ah, şöyle başımı sokacak kendime ait bir evim olsaydı" cümlesinden ibaret değil. Asıl mesele, o fısıltının hemen ardından televizyon ekranından odamıza dolan acı bir gerçekle sarsılmakta: Çadırda beş çocuğuyla yaşam mücadelesi veren bir ailenin dramı...

​Tam da o an, isteklerimizin küçüklüğü ile başkalarının imtihanlarının büyüklüğü arasındaki o devasa uçurum belirir karşımızda.

​Bizler, iki kardeşin aynı odayı paylaşmasını kısıtlanmak sayan bir konfor çağının çocuklarıyız. Oysa çok değil, 6 Şubat felaketinde bir gecede sadece evlerini değil; geçmişlerini, ailelerini, ısıtan bir battaniyeyi ya da bir bardak temiz suyu kaybeden milyonların acısı hâlâ hafızalarımızda dipdiri. Eksi 23 derecede toprağa batan bakışlar, beton yığınlarının arasından gelecek cılız bir sese ömrünü adamış insanlar bize tek bir hakikati haykırdı: Sahip olduğumuz her şey, elimizden gitmediği sürece bize "sıradan" geliyor.

​Toplum olarak hırsın, daha çoğuna sahip olma arzusunun ve bitmek bilmeyen "daha fazlası" tutkusunun esiri olmuş durumdayız. Oysa hayatın muhasebesi rakamlarla yapılmaz.

​​Bizler sürekli yukarıya, kendimizden fazlasına sahip olanlara bakarak kendimizi yoksullaştırıyoruz. Oysa bakmamız gereken tek üst yer takvadır, ahlaktır, insanlıktır. Maddiyatta ise gözümüzü hep aşağıya, elimizdekilerden mahrum olanlara çevirmek zorundayız. Bir ayağı olmayanın çaresizliğini, iki ayağı da olmayan anlar; onun halini ise hem kolları hem ayakları olmayan bir başkası...

​Şükretmek, pasif bir kabulleniş veya hayattan elini ayağını çekmek demek değildir. Şükür; elindekinin kıymetini kaybetmeden önce bilmek, var olanla barışıp geleceğe umutla ve azimle yürümektir.

​Dünya ahiretin tarlasıdır; bugün sağlıkla alıp verdiğimiz her nefes, paylaşabildiğimiz her bir lokma ekmek, kapısını huzurla örttüğümüz her çatı yarınımız için bir imtihandır. Beterin beteri her zaman vardır. İş işten geçmeden, sağlık elden kayıp gitmeden ve sevdiklerimizin sesi karanlıkta kaybolmadan önce elimizdekilerin farkına varalım.

​Çünkü hayat, sahip olamadıklarımız için döktüğümüz gözyaşlarıyla harcanmayacak kadar kısa; sahip olduklarımız için teşekkür etmeyi unutmayacak kadar kıymetlidir.

*

MEHMET GÖREN

Reklam

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?