GÖKSUN HABER MERKEZİ


Toprağa Dokunmadan Geleceğe Ulaşabilir miyiz?

Toprağa Dokunmadan Geleceğe Ulaşabilir miyiz?
123 views
10 Temmuz 2026 - 6:11

Çin Halk Cumhuriyeti’nin davetlisi olarak gerçekleştirdiğim ziyaret sırasında hafızamda en çok yer eden görüntü, devasa binalar ya da yüksek hızlı trenler olmadı. Aklımda kalan en güçlü kare, başı telefona eğilmiş milyonlarca insandı.
Sabahın erken saatlerinde metro istasyonlarında, parklarda, kafelerde, alışveriş merkezlerinde ve sokak aralarında… Hayat adeta telefon ekranından akıyordu. Bir kahve alınırken, sebze meyve alırken, taksi çağrılırken, para gönderilirken, fatura ödenirken herkes elindeki telefona uzanıyordu. Wechat ve Alipay gibi birkaç tane uygulama üzeriden yapılan tüm işlemler günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş.
Bu tabloyu izlerken kendi ülkemi düşündüm.
Biz de aynı dönüşümün içindeyiz. Alışverişimizi telefonla yapıyor, bankaya gitmeden para transfer ediyor, yemek siparişi veriyor, resmi işlemlerimizi tamamlıyor ve günün büyük bölümünü ekran karşısında geçiriyoruz. Teknoloji hayatımıza büyük kolaylık katıyor. Zaman kazandırıyor, işleri hızlandırıyor.
Ancak bir ayrıntı sürekli zihnimi meşgul etti.
İnsan başını ne kadar uzun süre ekrana eğerse, bir gün o yükü omurgası taşımak zorunda kalacak. Boyun ağrıları, duruş bozuklukları ve hareket azlığı özellikle gençler için önemli bir risk oluşturuyor. Gözler de saatlerce küçük bir ekrana odaklanmanın yükünü taşıyor. Bugün çocuk yaşta gözlük kullananların sayısındaki artış, üzerinde düşünmeye değer bir tablo ortaya koyuyor.
Bütün bunları düşünürken aklıma çocukluğumuz geldi.
Toprakla iç içe geçen günlerimiz de ya da bahçede geçirilen saatlerde bir ağacın gölgesinde dinlenmek, fide dikmek, toprağı ellerimizle havalandırmak ve yağmurdan sonra yükselen toprak kokusunu içimize çekmekten ibaretti. İnsan aslında doğanın bir parçasıdır. Topraktan uzaklaştıkça, biraz da kendinden uzaklaşıyor. Bugün bilim adamları da doğayla vakit geçirmenin stresi azalttığını, ruh halini olumlu yönde etkilediğini ve zihni dinlendirdiğini ifade ediyor. Bir bahçede çalışmak, birkaç çiçeği sulamak ya da küçük bir sebze fidesi yetiştirmek bazen uzun bir tatilden daha fazla huzur verebiliyor.
Belki de bu yüzden tarım yalnızca üretim anlamına gelmiyor. Tarım aynı zamanda insanın kendisiyle yeniden buluşmasıdır. Toprağa atılan her tohum, aslında umut eker. Yeşeren her fide, insana sabrı öğretir. Emek vererek büyüyen her ürün, hayatın en güzel derslerinden birini anlatır.
Çin’de gördüğüm dijital hayat beni geleceğin hızına hayran bıraktı. Fakat, geleceğe yürürken toprağı unutmamak gerekiyor.
Çünkü stresi azaltmanın, zihni dinlendirmenin ve hayata yeniden bağlanmanın en doğal yollarından biri toprağa dokunmaktır. Bir ağacın gölgesinde oturmak, bir bahçeyle ilgilenmek, bir fidan dikmek ya da birkaç saksı çiçeğe emek vermek… Bunlar yalnızca uğraş olmaktan çok insan ruhunu besleyen sessiz birer terapidir.
Teknoloji hayatımızı kolaylaştırsın, telefonlar işlerimizi hızlandırsın. Ancak günün bir bölümünü de toprağa, doğaya ve gerçek hayata ayırmayı başaralım. Çünkü ekranın ışığı gözlerimizi aydınlatabilir ama toprağın bereketi ise hem bedenimizi hem de ruhumuzu yaşatır.
Çin’i daha yakından tanımaya devam…
Sevgiyle, saygıyla Çin Halk Cumhuriyeti’nden selamlar.

*
 Prof. Dr. Çağrı Özgür ÖZKAN
Göksun Meslek Yüksekokulu

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
REKLAM ALANI

(336x280px)

Anasayfa Sağ Bloka Esnek veya Sabit ölçülerde SINIRSIZ reklam alanını şablon olarak ekleyebilirsiniz. Şuan örnek olarak sadece 2 reklam kullanıldı.