Tarım ve Orman Bakanımız Sayın İbrahim Yumaklı’nın açıkladığı 83,2 milyar dolarlık tarımsal hasıla, Türkiye’nin tarımda ulaştığı noktayı görmek açısından gerçekten gurur vericidir. Türkiye’nin tarımsal hasılada Avrupa’da birinci, dünyada yedinci sırada yer alması ise çiftçimizin emeğinin, üreticimizin gayretinin ve tarıma verilen önemin güzel bir göstergesidir. Bu rakamı duyduğumda ister istemez Türkiye Yüzyılı’nı düşünüyorum.
Türkiye Yüzyılı’nı sadece büyük projelerle veya teknoloji hamleleriyle anlatmak bana eksik geliyor. Bence Türkiye Yüzyılı; tarlada, serada, ahırda, laboratuvarda ve üniversitelerde üretilen değerlerle de yazılacak.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu güçlü Türkiye hedefinde üretimin çok önemli bir yeri olduğuna inanıyorum. Bugün tarımda önümüzde çok büyük imkanlar var.
Yapay zeka, sensörler ve dijital teknolojiler artık hayatımızın her alanına giriyor. Özellikle seralarda sıcaklık, nem, ışık ve toprak nemi sensörlerle takip edilebilir. Bu veriler yapay zekâ ile yorumlanarak bitkinin ihtiyacı kadar sulama ve gübreleme yapılabilir.
Hayvansal üretimde de hayvanların yem tüketimi, hareketleri ve çevre koşulları takip edilerek hem üretim verimliliği artırılabilir hem de üreticimizin iş yükü azaltılabilir.
Burada bana göre asıl önemli konu multidisipliner çalışmadır.
Bir ziraat fakültesindeki akademisyen bitki veya hayvanın ihtiyacını bilir. Mühendis sensörü geliştirir. Bilgisayar bilimleri alanındaki akademisyen yapay zeka sistemini kurar. Veteriner hekim hayvan sağlığı ve davranışları konusunda katkı sunar. Ekonomist ise ortaya çıkan çalışmanın maliyetini ve üreticiye sağlayacağı ekonomik değeri ortaya koyar.
Her biri kendi alanında çok kıymetli.
Ama bu bilgiler bir araya geldiğinde ortaya çok daha büyük bir şey çıkabilir. Belki bir fikir, yeni bir teknolojiye dönüşür. Belki bir araştırma üreticinin maliyetini düşürür. Belki küçük bir proje, yıllar sonra milyonlarca liralık ekonomik değere sahip bir ürüne dönüşür.
Bazen bir bölüm için küçük görünen bir sorun, başka bir bölümün bilgisiyle buluştuğunda çığır açabilecek bir çalışmanın başlangıcı olabilir.
İşte üniversitelerin gücü de burada.
Aynı kampüste birbirinden farklı alanlarda çalışan yüzlerce akademisyenimiz var. Birbirimizin kapısını daha fazla çalmalı, fikirlerimizi paylaşmalı ve birlikte iş üretmeliyiz.
Çağımızda bilgiye ulaşmak çok kolay. Asıl mesele, o bilgiyi doğru yorumlamak ve üretime dönüştürmek.
Ben akademinin biraz da bunu yapması gerektiğine inanıyorum.
Ürettiğimiz bilgi raflarda veya makalelerde kalmamalı. Tarlaya, seraya, ahıra ve işletmeye ulaşmalı. Üreticimizin hayatını kolaylaştırmalı, maliyetini azaltmalı ve ülkemizin üretim gücüne katkı sağlamalı.
Bugün Türkiye tarımsal hasılada Avrupa’nın zirvesinde. Şimdi hep birlikte daha ileriye bakmanın zamanı.
Daha verimli tarlalar, daha akıllı seralar, daha güçlü hayvancılık işletmeleri, daha düşük maliyetler ve daha yüksek katma değer…
Bunların yolu bilimden, teknolojiden ve multidisipliner çalışmadan geçiyor.
Türkiye Yüzyılı’nın tarımda da büyük bir üretim ve yenilik hikayesine dönüşeceğine inanıyorum. Fikirlerimizi birleştirelim, bilgimizi paylaşalım, birlikte iş üretelim. Çünkü bazen büyük bir değişim, küçük bir fikirle başlar ve o fikir, doğru insanlarla bir araya geldiğinde sadece bir fikir olarak kalmaz. Bir işe, bir ürüne, bir başarı hikayesine dönüşür.
Rabbim ülkemizin toprağına bereket, çiftçimizin emeğine güç, bilim insanlarımızın çalışmalarına başarı versin.
Türkiye Yüzyılı; üreten, geliştiren ve kendi geleceğini kendi emeğiyle inşa eden güçlü Türkiye’nin yüzyılı olsun.
*
Prof. Dr. Çağrı Özgür ÖZKAN

