

Son günlerde sosyal medyada dikkatimi çeken güzel bir eylem var. İnsanlar bugünkü fotoğraflarını yapay zeka ile 1980’lere çeviriyor. Kimi tarlada, kimi eski bir evin önünde, kimi ailesiyle… Herkes kendince geçmişe dönüyor. Düşününce bunun sadece bir fotoğraf merakı olmadığını düşünüyorum. Galiba hepimiz biraz çocukluğumuzu özlüyor gibiyiz.
Toprağın kokusunu, tarladan eve dönen insanları, bağda bahçede geçen uzun günleri, akşamüstü kapı önünde yapılan sohbetleri… Komşunun kapısını çekinmeden çalmayı, bir tas yemeği paylaşmayı, büyüğün elini öpmeyi, küçüğün başını okşamayı…
O zamanlar hayat belki daha zordu ama bazı şeyler daha kolaydı. İnsanların birbirine güvenmesi, dost olması, bir işi birlikte yapması…
“Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur” derlerdi. Çocuk, büyüklerinden ne görürse onu öğrenirdi. Saygıyı da sevgiyi de çalışmayı da paylaşmayı da… Bugün teknoloji sayesinde 40 yıl öncesine bir fotoğrafla dönebiliyoruz. Ama keşke o günlerin güzel taraflarını sadece fotoğraflarda bırakmasak.
Türkiye bugün çok farklı bir yerde. Daha güçlü, daha büyük imkanları olan bir ülkeyiz. Burada amaç geçmişten dönmekken çok geçmişte güzel olan ne varsa geleceğe taşıyabilmek. Çocuklarımızın da yıllar sonra bugünün fotoğraflarına bakıp yüzünde bir tebessüm olsun istiyorsak, bugün birbirimize nasıl davrandığımız önemli.
Belki biz 80’leri özlüyoruz… Onlar da bir gün bizim bugünlerimizi güzel hatırlasın.
Gelin, el ele verelim. Çocuklarımıza daha güzel bir ülke, daha güzel bir çocukluk ve yıllar sonra gülümseyerek hatırlayacakları güzel günler bırakalım.
Çünkü bugün yaşadığımız her güzel an, yarının hatırası olacak ve belki yıllar sonra onlar da bir fotoğrafa bakıp, “Ne güzel günlermiş…” diyecekler.
*
Prof. Dr. Çağrı Özgür ÖZKAN
Göksun Meslek Yüksekokulu


