Reklam
Reklam

Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

Reklam

Gazeteci-yazar Mehmet Gören; “Bu Çocuklar Kimin?”

Reklam
fon2YU
Reklam

​Aklımızın ve vicdanımızın kabul etmekte zorlandığı, yüreğimizi dağlayan bir manzara ile karşı karşıyayız. Gençlerin kinle, nefretle, şiddetle ve hatta gözünü kırpmadan cana kıymakla yan yana gelmesi, toplumsal geleceğimiz adına en büyük alarmdır. Her gün ekranlarda, haber sitelerinde ve sokaklarda tanık olduğumuz bu yozlaşma karşısında ürkerek sormadan edemiyoruz: Bu evlatların kalbinden merhamet ne zaman çekilip alındı? Onlar bu noktaya nasıl geldi?

Sevginin, hürmetin, komşuluk hukukunun ve helal-haram hassasiyetinin el üstünde tutulduğu bir medeniyet birikiminden; öfkenin, bencil "önce ben" anlayışının ve kuralsızlığın zemin kazandığı bu vasata nasıl sürüklendik?

Kahramanmaraş’tan, Şanlıurfa’ya ve Manisa’ya, okul koridorlarından yükselen o feryat sesleri sadece düştüğü yeri yakmakla kalmıyor; hepimizin vicdanında tamiri imkânsız çatlaklar açıyor. Çocuklarımız katlediliyor. Daha da dehşet verici olanı ne biliyor musunuz? O tetiği çeken, o bıçağı gözünü kırpmadan savuran el de henüz 12, 15 yaşında bir başka çocuğa ait.

Canilik!

Her gün ekranlarda ve sokaklarda tanık olduğumuz bu çürüme karşısında ürkerek sormadan edemiyoruz: Bu evlatların kalbinden merhamet ne zaman çekilip alındı?

​ ​Açın televizyon kanallarını ya da dijital platformları… Ekranları kuşatan dizilere bir bakın. Gayrimeşru yaşamın ilahlaştırıldığı, belinde silahla gezmenin “karizma”, kaba kuvvetin “kahramanlık”, racon kesmenin ise tek “saygınlık” kriteri olarak sunulduğu bir medya düzeniyle karşı karşıyayız. 12-15 yaş; kimlik arayışının tavan yaptığı, bir gruba ait olma hissinin hayati sayıldığı son derece kırılgan bir eşiktir. Bu yaştaki bir çocuğa her akşam “sorunların silahla ve intikamla çözüldüğü” fikrini zerk ederseniz, o çocuk ilk öfke krizinde ekranda gördüğü o sahte kahramanların rolüne bürünür. Şiddet, onun için bir suç olmaktan çıkar; bir var olma, kendini kanıtlama aracına dönüşür.

​Tabii ki suçlu sadece ekranlar değil. Sokakta ve okulda çığ gibi büyüyen bir akran zorbalığı gerçeği var. Kendini yalnız, çaresiz hisseden çocuk ya bir çeteye sığınıp acımasızlığın parçası oluyor ya da kendini korumak adına silaha sarılıyor. Grup psikolojisi, tek başına bir karıncayı bile incitmeyecek çocukları gözünü kırpmadan can alacak boyutlara taşıyor.

​Hiçbir çocuk boşlukta yetişmez. Çocuk; aileden, sokaktan, okuldan, televizyondan ve sosyal medyanın denetimsiz mecralarından bir dünya devralır. Şiddeti tek bir nedene bağlamak sığ bir yaklaşım olur; fakat medya sektöründeki hâkim yapının toplumsal sorumluluktan ne denli uzaklaştığını da görmezden gelemeyiz.

​Özellikle sol ve seküler çevrelerin yön verdiği ekran kültüründe; milli ve manevi değerlerimizin ya hiçe sayılması ya da olumsuz tiplemelerle itibarsızlaştırılması, gençlerimizin rol model arayışını zehirliyor.

​ Peki ya tam tersi olsaydı?

​Hayatın merkezine insanlığı, güzel ahlakı ve merhameti koysaydık... Kazancında helali gözeten, büyüğüne saygıyı ve küçüğüne sevgiyi esas alan bir anlayışı yeniden ihya edebilseydik... İşte o zaman, gücün ve şiddetin hâkim olduğu bu karanlık; yerini huzurun ve gönül bağlarının yeşerdiği bir “gül medeniyetine” bırakırdı.

​Çocuklarımıza sahip çıkmak, sadece onların maddi ihtiyaçlarını karşılamak değildir. Onların ruhunu ve zihnini de korumaktır.

Suçu ve çeteleşmeyi özendiren yapımlara karşı en sert yaptırımları uygulamak zorundayız.

Ailevi denetimi, okullardaki psikolojik desteği ve bireysel silahlanmaya karşı tedbirler daha da sıkılaştırılmalıdır.

​Çocuklarımızın elindeki taşı, bıçağı almadan önce; onların kalbinden merhameti ne zaman kaybettiğimizi sorgulamalıyız. Kalplerine merhamet tohumu ekmediğimiz her çocuğun, yarın toplumun bağrında bir kine dönüşeceğini unutmamalıyız. Siyasi, fikri ve toplumsal tüm kesimler amasız-fakatsız elini taşın altına koymalıdır.

​Bu gidişata dur demeliyiz yarınlar için…

*

MEHMET GÖREN

Reklam

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?