


4 EKİM DÜNYA HAYVANLARI KORUMA GÜNÜ
Her yıl bu gün hayvanları konuşuyoruz. Onların yaşam hakkından, korunmasından, doğadaki yerlerinden bahsediyoruz. Aslında biraz da kendimizi konuşuyoruz. Çünkü insanın hayvana, doğaya ve diğer canlılara nasıl davrandığı, onun vicdanı hakkında da çok şey anlatıyor.
Bir akademisyen ve aynı zamanda hayvanlarla, özellikle yaban hayatıyla uzun yıllardır çalışan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Hayvanları gözlemledikçe, bazen insanın kendisine dair çok önemli şeyler öğreniyorsunuz.
Bir keklik sürüsünü düşünün…
Tehlike geldiğinde biri fark ediyor, diğerleri bunu hissediyor. Yavrular söz konusu olduğunda koruma içgüdüsü öne çıkıyor. Sürü birlikte hareket ediyor. Biri yön değiştirince diğerleri ona uyuyor. Çünkü hayatta kalmanın yolu, sadece kendini düşünmekten geçmiyor. Belki de burada insanın alması gereken güzel bir ders var.
Hayvanlar birbirlerini asla yarı yolda bırakmadan birlikte hareket ediyorlar. Biz insanlar ise bazen aynı sofrayı paylaştığımız, aynı yolda yıllarca beraber yürüdüğümüz insanı bile çıkarımız bittiğinde unutabiliyor ya da yarı yolda bırakıyoruz.
Hayvanların dünyasında makam yok, unvan yok… Birbirlerine iyilik yaptıklarında bunun karşılığında ne kazanacaklarını hesaplamıyorlar. Bir anne yavrusunu koruyor. Sürü tehlikede birbirini uyarıyor. Bazen yiyeceklerini ve sularını paylaşıyorlar.
Belki de onların bizden daha iyi bildiği bir şey var: Birlik olmak, sadece yan yana durmaktan ziyade zor zamanda birbirinin yanında olabilmek.
Yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'e baktığımızda da hayvanların ve diğer canlıların yaratılış düzeni içerisindeki önemini görmek mümkün. Kur'an'da hayvanlardan birçok ayet ve sürede söz ediliyor. Hatta Nahl (Arı), Neml (Karınca), Ankebût (Örümcek), Fil ve En'âm (Hayvanlar) gibi sure isimleri doğrudan hayvanlarla ilişkilidir.
En çok düşündüren ayetlerden biri ise En'âm Suresi'nin 38. ayetidir:
“Yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki sizin gibi birer ümmet olmasın.”
Bu ifade, bana göre insanın kendisini yeryüzünün tek sahibi olarak görmemesi gerektiğini anlatan çok güçlü bir hatırlatmadır. Çünkü biz bu dünyada yalnız değiliz. Toprakta yaşayanın, gökyüzünde uçanın, suda yüzenin ve ormanda yaşayanın da bu büyük hayat düzeninde bir yeri var. Doğanın dengesi bozulduğunda hepimiz kaybederiz. Bir hayvan türünün yok olması sadece o hayvanın ortadan kalkması anlamına gelmiyor. Doğadaki her canlı birbirine görünmez bağlarla bağlı.
Bir tür azalıyor, başka bir türün dengesi değişiyor. Bitki örtüsü etkileniyor, zararlı türler çoğalabiliyor, ekosistemin dengesi bozulabiliyor. Bu nedenle hayvanları korumak, yalnızca onlara merhamet göstermekten çok kendi geleceğimizi korumaktır.
Bugün “sürdürülebilirlik” dediğimiz kavramın temelinde de bu anlayış var. Toprağı, suyu, ormanı ve canlıları bizden sonraki nesillere bırakacağımızı unutmamak…
Bize emanet edilen bir şeyi istediğimiz gibi tüketemeyiz. İnsan, merhametini kaybetmemeli
İslam medeniyetinin önemli değerlerinden biri merhamettir. Bir canlıya yapılan iyilik küçümsenmemiş, hayvana eziyet etmek ise ciddi bir sorumluluk olarak görülmüştür.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) ‘in hayvanlara merhameti anlatan hadisleri de bize bunu hatırlatır.
Bugün modern bilim bize hayvan davranışlarını, sosyal ilişkilerini ve ekosistemdeki rollerini anlatıyor. İnancımız ise bize başka bir şeyi hatırlatıyor:
Yeryüzündeki canlılar bize ait birer eşyadan çok Allah'ın yaratmış olduğu canlılardır. Bu bakış açısı, insanı hem daha sorumlu hem de daha merhametli olmaya davet ediyor.
Ülkemizde Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün doğanın korunması ve yaban hayatının geliştirilmesi için yürüttüğü çalışmaları da bu açıdan çok kıymetli buluyorum. Bir dönem benim de mensubu olduğum bu kurumda, gece gündüz demeden büyük bir özveriyle görev yapan tüm çalışma arkadaşlarımı gönülden tebrik ediyor, emekleri için teşekkür ediyorum. Çünkü güçlü ve gelişmiş bir ülke olmanın sadece daha fazla üretmekten, daha büyük şehirler kurmaktan geçmediğini onlar da çok iyi biliyor. Asıl meselenin, üretirken doğayı unutmamak, yaban hayatına sahip çıkmak ve bizden sonra gelecek nesillere yaşanabilir bir ülke bırakabilmek olduğunu biliyorlar.
Gelişirken doğayı koruyabilmek, üretirken geleceği düşünebilmek ve güçlenirken merhameti kaybetmemektir.
Türkiye Yüzyılı'nın güçlü Türkiye hedefi içerisinde çevreye, doğaya, hayvanlara ve gelecek nesillere karşı sorumluluk bilincinin de önemli bir yeri olduğuna inanıyorum.
Yıllardır hayvanlarla ilgili çalışmalar yapan biri olarak, her 4 Ekim'de aynı düşünce aklıma geliyor:
Acaba biz hayvanları korumaya çalışırken, onlar da bize bir şeyler öğretiyor olabilir mi?
Birlikte hareket etmeyi…
Yavrusuna sahip çıkmayı…
Zor zamanda birbirini uyarmayı…
Paylaşmayı…
Ve karşılık beklemeden yanında olmayı…
Belki de insanın kaybetmemesi gereken bu değerleri, doğada hala sessizce yaşayan canlılarda görebiliyoruz. Bugün bir hayvana su verirken, yaralı bir canlıya yardım ederken, bir kuş için pencerenin önüne yem koyarken veya yaban hayatını korumak için bir adım atarken aslında yalnızca bir hayvana iyilik yapmıyoruz.
Kendi vicdanımızı da diri tutuyoruz.
4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü vesilesiyle dileğim; çocuklarımıza hayvanları sevmeyi öğretirken onlarla birlikte merhameti, paylaşmayı, vefayı ve birlikte yaşamayı da öğretebilmemiz. Çünkü bazen insanın unuttuğu bir değeri, sessizce yaşayan bir canlı bize yeniden hatırlatabiliyor.
Unutmayalım ki bu dünya yalnız değiliz. Gökyüzünde uçan kuştan toprağın altında yaşayan canlıya, ormandan suya kadar hepimizin ortak yuvası. Bize düşen ise bu emanete sahip çıkmak, doğayı ve canlıları korumak ve bu güzel dünyayı bizden sonraki nesillere daha yaşanabilir bir şekilde bırakmaktır. Çünkü emanet, sahibine geri verilir; bize düşen de onu koruyarak teslim etmektir.
Bu duygu ve düşüncelerle, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü’nüzü kutluyor ve tüm canlılara merhametin, sevginin ve yaşama hakkına saygının daha da güçlendiği bir dünya diliyorum.
*
Prof. Dr. Çağrı Özgür ÖZKAN
Göksun Meslek Yüksekokulu
Bitkisel ve Hayvansal Üretim Bölüm Başkanı






