GÖKSUN HABER MERKEZİ


ÇOCUK OLDUĞUM YILLARIN HASTALIKLARI

ÇOCUK OLDUĞUM YILLARIN HASTALIKLARI
MEHMET AKİF ÖNDER( ninomakif@hotmail.com )
103 views
04 Mart 2026 - 8:35

Geçen gün hastaneye gitmiştim. Sandım ki bütün insanlar hasta… Bir kalabalık, bir kalabalık… Bütün polikliniklerin önünde onlarca sıra. Yetmişinci sırayı bekleyenler vardı. Yetmiş kişiyi muayene eden doktorun sağlam adamı hasta edebileceği geldi aklıma.
Çocuk olduğum yılları düşündüm… İlçemizde bir tek sağlık ocağı vardı üç-dört personeli olan. Doktorların hastasızlıktan sıkıldığı yıllardı. Ne sinir vardı o yıllarda, ne de stres… Sebebi bilinmeyen hastalıklara “stres” tendir denilmiyordu daha. En yaygın ilacın “tarhana çorbası” olduğu yıllardan bahsediyorum. Hasta olan insana pek rastlanmadığı, zaten hasta olanların da öldüğü yıllardı. En fazla “ince derde” (verem) yakalanmış denirdi hasta olanlara. Gidebilenler ölmeye yakın giderdi doktora.
Fakültesiz doktorlar yaygındı daha çok. Bir tarafları şişenlere “iltihap bağlamış” der el yapımı “lapa” vururlardı iltihabı patlasın diye. Beli ağrıyanlara “şişe” vurulurdu sıklıkla. Film (röntgen) çektirmek yerine “bel çektirilirdi” genellikle. Kürtaj yerine hoplayıp zıplardı gebe kadınlar “düşük” yapmak için. Bebeğin cinsiyeti ultrasyonla değil de aşerilen yiyeceklerle tespit edilirdi. Doğumları beyaz önlüksüz ebeler yaptırırdı genellikle.
Hastalıkların sebepleri hayvanlar değildi daha. Danalar deli, kuşlar grip olmamıştı… Hayvanlar hastalık sebebi yapılıp öldürülmüyorlardı topluca…
Askerliğini “sıhhıye” olarak yapanlar bulundukları bölgenin yarı doktoru sayılırdı. En yaygın hastalığın sıtma olduğu dönemlerdi. Öyle ki; sıtma savaşçılar vardı eli çantalı sıtmayla savaşan…
Organ nakli bilinmiyordu o yıllarda. Bu sebeple çocuklarda kaçırılmıyordu organlarını çalmak için.
Okuyup üflemesi için hocalara götürülürdü hastalar… Muska yazarlardı sıklıkla. Komşunun muskasının ödünç alındığı olurdu birkaç günlük… Hasta olmakta, ölmekte bir inanç meselesiydi. Hoca okur, üfler hasta iyileşirdi genellikle. İyileşmeyenler daha derin hocalara götürülürdü…
Çiçek çıkarır, kızamık geçirirdi çocuklar en sık. Birde kabakulak vardı çocuklar için o yıllarda. İki ağlar, bir sızlardık geçerdi onlarda.
Trafikte yoktu, kazaları da o yıllarda. En fazla kağnıdan, eşekten düşerdi insanlar. Onunda çaresi mahallenin sırıkçısındaydı. Kırık bacaklara platin takılmıyordu daha.
Ambulansa “cankurtaran” denildiği yıllardı.
Diş ağrısı için kuvvetli bir tütün sarılırdı ağrıyı kessin diye. Diş yaptırmak değil diş çektirmek yaygındı daha çok. Onu da bölgenin nalbantları çekerdi genellikle. Parası olanlar seyyar dişçilere altın diş taktırırdı nadiren.
Bu günkü gibi organlar bağışlanmıyordu gönüllü. Bağışlamayanlarınki de çalınmıyordu zorla. Yani herkesin organının kendine yettiği yıllardı bu günün aksine.
Bulunabilirse doktora ölmeye yakın gidilir, ölünürdü genellikle de…
Bir hastaneye gidiş bunları hatırlattı bana geçmişe dair.
Bu yazı sizlere neler hatırlattı acaba?…

*

MEHMET AKİF ÖNDER

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
REKLAM ALANI

(336x280px)

Anasayfa Sağ Bloka Esnek veya Sabit ölçülerde SINIRSIZ reklam alanını şablon olarak ekleyebilirsiniz. Şuan örnek olarak sadece 2 reklam kullanıldı.